Sinif Mucadelesi

İşçi sınıfının ulusu yoktur

Pazartesi 9 Ağustos 2021

Temmuz başında Türkiye’nin doğu sınırından geçişler yapan Afgan mülteciler içeride ırkçı eğilimleri alevlendirdi. 2011 yılında patronların savaşı sonucu Suriye’den kaçarak Türkiye’ye gelmeye başlayan göçmenlerden sonra şimdi de bir benzeri Afganistan’da yaşanıyor.

Tüm bunlar yaşanırken Türkiye’nin burjuva hukuku temelli bile bir göçmen/mülteci politikası bulunmuyor. Türkiye için sınırların batısından gelenler “mülteci” statüsünü alırken doğusundan gelenler “misafir” olarak tanımlanıyor ve mülteci statüsünün verdiği kaynaklardan yararlanamıyor.

2020 yılı resmi rakamlarına göre Türkiye’de 196 farklı ülkeden toplam kayıtlı 5,5 milyon göçmen bulunuyor. Bunların 4 milyonu Suriyeli ve yaklaşık 400 bine yakın da Afganistanlı göçmen bulunuyor. Bunlar yaşanırken de Türkiye siyasetinde baskın görüş güvenlik kaygısı temelli ırkçı eğilimlerin ön plana çıkması olarak kendini gösteriyor.

Göç hareketleri Türkiye iç siyasetinde bir turnusol görevi görmüş, sosyal demokrat ve de liberal yapılar göçmen karşıtlığı cephesinde mevzilenmişlerdir. Güvenlik kaygısı arkasına gizlenen ırkçı eğilimler ise revaçta. Yapılan çalışmalar 10 yıldır Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin suç faaliyetlerini artırmadığı, istihdamı azaltmadığı hatta bazı yok olmakta olan işletmeleri ve sektörleri yaşattığı yönünde!

İktidarı yaşanan bu göç hareketleriyle sıkıştırmaya çalışan muhalefet grupları bu yolla ırkçı eğilimleri beslemekte. CHP’li Bolu belediye başkanının Türkiyeli olmayanlara 10 kat pahalı su satacağını söylemesi 1950’lerde yaşanan, müslüman olmayanlara uygulanan servet vergisinden hiç de farklı değil.

Yakın zamanda Konya’da yaşanan ve 7 Kürt vatandaşın ölümüyle sonuçlanan bu ırkçı saldırılar bu kirli siyasetten de besleniyor.

AKP iktidarı ise temelde göç hareketlerine açıktan bir eleştiri vermese de bu durumu kendi lehine kullanıyor.

Göçmenleri göstererek Avrupa’dan fon topluyor bu fonlarla kendilerine yakın sivil toplum örgütlerini ve derneklerini besliyor. Göçmenlerin sanayisi olan şehirlere doğru hareket etmelerine göz yumarak patronlar için ucuz ve güvencesiz işçi kaynağı yaratıyor, yeri geldiğinde de göçmenleri sınırlara sürerek Avrupa’ya “sınır kapılarını açar hepsini yollarım” tehdidinde bulunuyor.

Bizim için esas sorun göç olgusunun işçi sınıfı içerisinde bölücülük yapılmasına alet olunması ve sömürü düzeninin değirmenine su taşınması.

İşçi sınıfı tarihi boyunca patronların çıkarları doğrultusunda yersiz/yurtsuz bırakılmıştır. Onlara düzgün bir geleceği düzen partileri değil ait oldukları sınıfla beraber kapitalist düzene karşı hareket etmeleri getirecek. (31.07.2021)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 274 - 9 Ağustos 2021  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?