Sinif Mucadelesi

Boğaziçili öğrenciler ayakta

Cuma 12 Şubat 2021

Boğaziçi üniversitesi, en önde gelen aday hariç diğerlerinin adaylıktan vazgeçmesi ve bu sayede cumhurbaşkanlığına tek aday sunulmasını sağlayarak bugüne kadar rektör seçimlerindeki anti-demokratik sürecin üstesinden gelmeye çalıştı. Ancak bu yılın ilk günü herhangi bir aday seçimi bile yapılmadan Boğaziçi üniversitesine yeni rektör atandığı duyuruldu. Atanan rektör Haliç Üniversitesinin rektörlüğünü yapan ve AKP ile yakın ilişkideki Melih Bulu oldu. Kendisinin intihallerle dolu yüksek lisans ve doktora tezlerinin danışmanı ise Boğaziçi üniversitesinde profesör olan ve Bimeks işçilerinin haklarını gasp eden Vedat Akgiray’dı.

Atamanın açıklanmasının hemen ertesi günü Boğaziçi üniversitesi öğrencileri yeni rektörü istemediklerini belirttiler ve ayaklandılar. Öğrencilerin eylemleri, aylardır üniversite önünde hak arayışındaki Bimeks işçileri tarafından da sahiplenildi. Başlarda Melih Bulu’nun istifasını istemekle yetinen öğrenciler polisin saldırılarının ardından eylemlerinin eksenini yıllardır AKP tarafından yok edilmeye çalışılan demokratik hak mücadelesi ve bunun bir parçası olan ifade özgürlüğü mücadelesine kaydırdılar. Bugün Boğaziçi üniversitesinin bulunduğu Hisarüstü mahallesinde kaldırımlar dahi polis barikatı altında, evlerin çatılarında keskin nişancılar var. 37 gündür devam etmekte olan eylemlerde 560 öğrenci gözaltına alındı, 24’ü eve hapsedildi, 9’u ise tutuklandı. Tutuklu öğrenciler hakkındaki oluşturulan iddianameler asılsız ve içleri bomboş. İktidar, kendisinden farklı düşünen herkesi “terörist” ilan etmeye ve üniversite öğrencilerinin mücadeleleri üzerinden halkı kutuplaştırmaya devam ediyor.

Demokratik hak ve özgürlük mücadeleleri ne kadar önemli olsalar da ekonomik belirteçlere sıkı sıkıya bağlı oldukları da bir gerçek. Bugün, koronavirüs salgınının sorumlu tutulduğu ancak bir süredir var olan ekonomik durgunlukta büyük bir ekonomik çöküşün ayak sesleri duyuluyor. Milyonlarca işsizin olduğu, alım gücünün ciddi oranda düştüğü bugünlerde TRT kanalında çöpten nasıl yemek ayıklanacağını anlatan programlar yayınlanıyor; bir gazetede alışverişe aç çıkılmaması veya alışveriş arabası kullanılmaması gerektiği çünkü bunların insanda satın alma hissini arttırdığıyla ilgili öğütler veriliyor. Halk her gün daha fazla yoksulluğa, açlığa itiliyor; insanlara tutumlu olmaları ve daha azla yetinmeleri öğütleniyor.

Tarihe bakıldığında şu açıkça görülebilir: Öğrenciler hep önde koşarlar. 1905 ve 1968 örneklerinde de görebileceğimiz gibi, öğrenciler tüm cüretkarlıkları ve cesaretleriyle işçilerden biraz önce ayaklanırlar. Ne zaman ki öğrencilerin eylemlilikleri işçilerinkiyle tamamlanır, işte o zaman demokratik kazanımlar için gerekli olan ekonomik kazanımlar da gerçekleşir. Ancak öğrencilerin cesaretleri işçilerin üretimden gelen güçleriyle birleşmediği sürece eylemliliklerinin kısa ömürlü olması ve hüsranla sonuçlanması ihtimali doğar.

Kapitalizmin 21. yüzyılında birçok öğrenciyi mezuniyetten sonra düşük ücretler için upuzun saatler çalıştırıldıkları kötü ve güvencesiz iş koşulları bekliyor. Bugün öğrenciler iktidarın çarpıtmalarından sakınmak ve en geniş anlamda halktan destek alabilmek için eylemliliklerini Boğaziçi üniversitesine dair taleplerle sınırlandırdıklarını söyleseler bile polisin saldırıları öğrencileri radikalize ediyor. Öğrencilerin üniversitelerini savunmaları için Boğaziçi mezunu patronlara ve şirket yöneticilerine yaptıkları çağrılar yanıtsız kalıyor. Herkes üç maymunu oynarken sosyal medyada paylaştıkları en küçük şey için bile öğrenciler şafak baskınlarıyla yaka paça evlerinden alınıyor. Yine de “aşağı bakmayacaklarını” söyleyen öğrencilerin cesareti aynı geçmişte olduğu gibi bir kıvılcım olabilir. Ancak içinde yaşadığımız bu düzene öldürücü darbeyi ancak üretimden gelen gücü sayesinde işçi sınıfı vurabilir. (05.02.21)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 269 - 12 Şubat 2021  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?