Sinif Mucadelesi

Hastane değil, ticarethane

Cumartesi 7 Kasım 2020 yazan admintr

Koronavirüs salgınında Atatürk Havalimanının arazisine kurulan Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesinin durumu içler acısı. 500 adet servis yatağına kıyasla yalnız 18 yoğun bakım yatağı mevcut. Üstelik bu hastane için yeni doktor ataması yapılmadı, Bakırköy’deki Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesinde çalışan doktorlar nöbetleşe olarak burada çalışıyor.

Sadi konuk’ta çalışırken hakkını arayan, “sesi çok çıkan” hemşireler özellikle sürgün yeri olarak bu yeni hastanede görevlendirildi. Sadi Konuk’taki hemşire açığını ise yeni atanmış, tecrübesiz hemşireler dolduruyor. Bu da ne yazık ki acildeki sağlık hizmetini sekteye uğratıyor. Çünkü acillerde tecrübeli hemşirelerin çalışması çok sayıda ve riskli hastaların geldiği bu gibi büyük hastanelerde çok önemli. Ama hstaların sağlık durumu da sağlık hizmetinin niteliği de kimin umrunda?

Doktorlar geçtiğimiz ay sosyal medya üzerinden bir açıklama yayınladı. Tükenme noktasında olduklarını ve buna rağmen kendilerine ödeneceği belirtilen performans ödemelerinin yapılmadığını ifade ettiler. Söylenene göre sosyal medyayı aktif kullanan bazı doktorlara çoktan başhekimlikten soruşturma açılmış bile.

Murat Dilmener’in 500 yataklı servislerinde, Sadi Konuk hastanesi doktorları ayda 48 saati geçmeyecek şekilde dönüşümlü nöbet tutuyor. Nöbetlerini 8+16 saat olacak şekilde; 8 saat gündüz, 16 saat gece tutuyorlar. Bu nöbet listesine tüm branşlar dahil: Pediatri, kadın doğum, dahiliye, üroloji, genel cerrahi… acil doktorları hariç. Acil doktorları 8+16 saat olacak şekilde nöbet tutuyorlar ancak Covid-19 polikliniğinde. Yani ayaktan başvuran hastaları acil tıp doktorları karşılıyor, yatırılmasına karar verilen hastalara ise ayda 48 saati geçmeyecek şekilde diğer tüm branş doktorları bakıyor. Bu 48 saatlik riskli servis nöbetinin doktorların performans ödemesine yansıması yalnızca 300 TL. Acil doktorları ise performans ödemelerini tavandan alıyorlar. Bu farkın sebebi ne?

Farka sebep olan ilk şey Covid-19 hastasının doktorların ücretlerine ek yaptığı çarpanın diğer hastalarınkinden fazla olması. Yani ne kadar çok Covid-19 hastası; o kadar çok ücret. Tam bir işletme gibi! Bu denklemde diğer branş doktorları ayda sadece 48 saatlik bir ek Covid-19 hastası performans ödemesi alırken, acil doktorları Murat Dilmener’de geçirdikleri 48 saatlik Covid-19 poliklinik nöbetleri hariç Sadi Konuk’ta geçirdikleri diğer nöbetlerde de Covid-19 ek ödemesi alıyorlar. Neden böyle? Çünkü Sadi Konuk hastanesi acili de bir Covid-19 polikliniği özelliği taşıyor, sağlık çalışanlarının diliyle Sadi Konuk acili de “kirli alan”. Ancak Sadi Konuk’un diğer yataklı servisleri, acili gibi “kirli alan” değil. Yani Sadi Konuk servislerine Murat Dilmener’deki gibi Covid-19 hastası yatırılmıyor.

Bu meslek-içi eşitsizlik doktorlar tarafından başhekime taşındığında, başhekim sorunu dile getiren (acilciler hariç) diğer branş doktorlarına şu yanıtı vermiş: “Eğer ekstra para almak istiyorsanız Sadi Konuk’taki servislerinizi de Covid-19 servisine dönüştürün. Böylece performans ödemeniz artacak doğru; ancak sürecin sonunda hepimiz ceza alacağız çünkü ‘temiz’ alanlarını Covid-19 servisine dönüştüren hastanelerin hepsi ceza yiyecek” – Görüldüğü üzere aba altından sopa gösteren başhekim ve temsil ettiği hastane yöneticilerinin zihniyeti belli: ne kadar ekmek o kadar köfte! Üstelik sorumluluğunu da yine doktorlara bırakıyor? Peki öyleyse başhekimin işi ne? Sağlık bakanının ve bilim kurulunun görevleri tam olarak ne?

Her iki hastanede hemşirelerin durumu daha kötü. Covid-19 hastası bakmalarına rağmen herhangi bir ek performans ödemesi almadılar! Bu sebeple şu an hemşireler, baktıkları hastaların barkodlarını hastane yönetimine sunmak üzere defterlerde biriktiriyor. Sağlık çalışanları hastaların iyiliklerini değil kellelerini sayıyor. İçler acısı!

Doktorlar ile hemşireler uzun, yorucu nöbetlerle tükenirken ve emeklerinin karşılığını alamazken kimse sağlık hizmetlerinin niteliğini düşünmüyor. Covid-19 yataklı servisleri, doktorlar ile hemşirelerin emeklerinin karşılığını aldıkları bir düzlemde hastaların ihtiyaçlarına göre düzenlenmeli. Örneğin, Murat Dilmener’deki 18 yataklı yoğun bakımda yatak sayısının 54’e çıkartılması planlanmakta. Peki şimdiden tükendiklerini belirten sağlık çalışanlarının hali yoğun bakım yatağı sayısı 3 katına çıktığında ne olacak? Hastalar kadar sağlık çalışanlarını da kimse umursamıyor.

İnsan sağlığı, ek performans ödemesi çarpanlarıyla veya barkod sayılarıyla ölçülmez. Hastalar nitelikli sağlık hizmetine erişemezken ve sağlık çalışanları her gün insanlık dışı koşullarda çalışıp buna rağmen ücretlerini alamazken yeni yapılan ve içerisinde in cin top oynayan şehir hastanelerinin yıllık kiraları 16 milyar TL’ye ulaşmış. Bu, bize, düzenin işe yaradığı tek şeyi gösteriyor: Patronların ceplerini doldurmak! (01.11.2020)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 266 - 6 Kasım 2020  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?