Sinif Mucadelesi

Emperyalist politikanın savaş çığırtkanlığına hayır

Pazar 6 Eylül 2020

Son haftalarda, medyanın neredeyse tümü Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınır sorunları nedeniyle savaş çığırtkanlığı yapıyor. Ekranları kaplayan savaş gemisi ve uçağı eşliğindeki ateşli konuşmalarla adeta kitleleri savaşa hazırlıyor.

Erdoğan bir açıklamasında. “Türkiye Akdeniz’de, Ege’de, Karadeniz’de hakkı olanı alacaktır. Yaparız diyorsak yaparız ve bedelini de öderiz. Varsa bedel ödeme pahasına karşımıza çıkmak isteyen buyursun gelsin” dedi.

Tüm bunların arkasında bölgedeki petrol ve doğal gaz kaynaklarını talan eden, bulunacak yeni kaynakları da talan etmek isteyen ABD, Fransa gibi emperyalist güçler ve şirketleri var.

Fransız hükümeti, ağustosta, Doğu Akdeniz’de Türkiye karasularına yakın bölgeye iki savaş gemisi ve iki tane Rafale savaş uçağı gönderdi. Şimdi de uçak gemisi gönderileceği açıklandı. Macron ve Fransız ordusunun uyguladıkları siyaset ise Total gibi büyük kapitalist grupların çıkarlarını savunuyor. Onların ümit ettikleri, büyük kazançlar getirecek doğal gaz kaynaklarına el atmaktır.

Bu silahlı güçler, Yunan donanması ile doğal gaz yataklarının bulunduğu Meis adası civarında ki bu bölgeye hem Türkiye hem Yunanistan sahip çıkıyor, askeri manevralara katıldı ve kaldı. Fransa’nın bu tavrı, Türkiye ile Temmuzda yaşanan gerginliklere ve bunun ardından Türkiye’nin 10 Ağustos’ta askeri donanma eşliğinde bir sondaj gemisini bölgeye göndererek, Yunan kara suları dahil, bölgede sondaj faaliyetleri yapması nedeniyle Türkiye’yi tehdit etmektir. Bu tarihten itibaren tüm Yunan donanması alarma geçti, Yunan ve Türk savaş gemileri, savaş uçakları arasında gerginlikler yaşandı.

Türkiye, uluslar arası anlaşmalar yoluyla bölgedeki, özellikle de birçok Yunan adasının bulunduğu bölgedeki, denizlerdeki enerji kaynaklarından dışlandığı için pay istiyor. Örneğin Türkiye’ye 2 km uzaklıktaki Meis adası 10 km kareden daha küçük bir Yunan adası ve bu nedenle Yunanistan’ın burada 6 deniz mili kara suları hakkı var ve bu durum, Türkiye’nin kara sularını çok daraltıyor. Erdoğan, askeri ve politik güç gösterisiyle mümkün olan enf azlayı alabileceğini düşünüyor.

İki ülke arasında çok uzun bir süreden beri kara sahaları ve buralardaki doğal kaynak konusunda gerginlik yaşanıyor. Bu sorunların esas kaynağı, Birinci Dünya Savaşı sonrasından bu yana birkaç defa, emperyalist güçlerin Türkiye aleyhinde bulundukları müdahalelerdir. Üstelik emperyalistlerin sürekli müdahaleleri, bölgedeki devletler arasındaki kavgaları körükledi.

Bundan birkaç yıl önce Kıbrıs, İsrail, Mısır ve Lübnan sahillerine yakın bölgelerde 5 trilyon metre küp olarak tahmin edilen doğal yataklarının keşfi gerginlikleri daha da tırmandırdı.

Erdoğan ise birkaç yıldan beri daha saldırgan bir milliyetçi siyaset izliyor. Örneğin Suriye’de Kürtlere karşı ve Libya’daki iç savaşta bir tarafa destek çıkıyor.

AKP ekonomik krizle mücadele etmekten aciz kaldığı, kitlelerin yoksullaşmasına karşı bir şey yapamadığından dolayı dikkatleri başka tarafa çekmeye çalışıyor.

AKP, işsizliğin, yoksulluğun inanılmaz seviyelere çıkmasını engelleyemedi, engellemiyor. İşte kitlelere bunu unutturmak için savaş naraları atıyor ve Yunan düşmanlığı ile emekçileri ve yoksulları oyalamaya çalışıyor. Aynı şey Yunanistan için de geçerli. Yunanistan’daki iktidar, Yunan emekçi ve yoksullarına “çözüm olarak” Türk düşmanlığını ve Türkiye’ye karşı savaş çığırtkanlığını yayıyor.

Gerek Erdoğan gerek Yunan yetkililerin uyguladıkları siyaset, halkların çıkarlarını hiç savunmuyor, üstelik bu siyasetlerin feci sonuçları olacak çatışmalara yol açabilir. Türkiye’deki gerek Yunanistan’daki emekçiler ve yoksullar bu milliyetçi ve savaş çığırtkanlığı tuzaklarına kesinlikle düşmemeli ve çıkarlarımızın ortak olduğunu unutmamalıyız. Savaş ile ilgili şu sözü unutmamalıyız: “Savaşı iki tarafın kodamanları çıkarır, bedelini ise iki tarafın emekçi ve yoksulları öder.” Savaşa hayır, Türk ve Yunan kardeşliğine evet. (01.08.2020)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 264 - 4 Eylül 2020  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?