Sinif Mucadelesi

Korona virüsle mücadele: sağlık emekçilerinin durumu

Pazar 9 Ağustos 2020

Sağlık bakanlığının salgın döneminde açıkladığı son verilere göre Türkiye’de toplam 164 bin 595 doktor, 198 bin 465 hemşire bulunmakta. Doktor başına düşen kişi sayısı 498, hemşire başına düşen kişi sayısı 431; doktor başına hastane müracaatı sayısı ise TÜİK’in 2018 verilerine göre 5110. Özel ve kamu hastanelerinde toplam yoğun bakım yatak sayısı 25 bin 466, 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatağı sayısı ise 40.

Bir buçuk ay önce sağlık bakanlığı, "salgınla daha iyi mücadele etmede fayda sağlayacağını" 3 bin 250 sözleşmeli personel alımı yapacağını duyurdu. Bu 3 bin 250 kişi hangi koşullarda çalışacak ve ne kadar ücret alacak? Üzerinden bir buçuk ay geçmesine rağmen hiçbir şey belli değil. Yeni kurulan sahra hastaneleri ile sağlık turizminin palazlanmasını planlayan hükümet sağlık emekçilerinin şartlarını iyileştirmek için hiçbir düzenleme yapmıyor; onları güvencesiz çalıştırıyor.

Türkiye’deki sağlık emekçilerinin durumu içler acısı. Hep içler acısıydı. Performans sistemi ile ücretlendirilen dolayısıyla "ne kadar çok hasta, o kadar çok ücret!" formülüyle, haftalık 45 saatlik çalışma süresini misli misli aşarak çalıştırılıyorlardı. Birçoğu vaktinin çoğunu evinde değil hastanede geçiriyordu. Sağlıkçıların ücretlerinin %60’ından fazlasını performans sistemi primi ve nöbet primleri oluşturuyor. Emekliliklerine yansıyan SGK primleri ise kalan %40’lık sabit ücret üzerinden hesaplanıyor.

Covid-19 salgınında da sağlık emekçilerinin durumu aynı şekilde devam etti. Maskeler yurtdışına kargolarla taşınırken sağlıkçılar maske, tulum, siperliği kendi ceplerinden ödediler. İstifa etmeleri yasaklanan, amirlerin keyfine göre yer değiştirilmelerinin önü açılan sağlık çalışanlarına performansa bağlı primlerinin en yüksekten ödeneceği açıklanarak sus payı teklif edildi. Normalde sağlık işçileri (doktorlar, hemşireler ve ebeler) eğitim durumları, çalışma süreleri ve benzeri değişkenlere göre performans sisteminden belli bir yüzdede olacak şekilde prim alıyorlar. Bu sefer bu oranın %50-100 arasında değişeceği söylendi. Tüm gün korona virüs polikliniklerinde görev yapan; geceleri servislerde nöbet tutan pratisyen doktorlar, uzmanlık eğitimi alan asistan doktorlar, hemşireler primlerini %50’den aldılar. Tüm gün risk almamak için hasta bakmayıp odalarında oturan uzman doktorlar, doçentler, profesörler, başhekim ve başhemşireler ise performans primini %70-100 arasında aldı. Meslek içi eşitsizliğin bu kadarı!

Salgından önce de sağlık emekçileri bulaşıcı hastalık riski olan yerlerde ekipmansız çalıştırılıyorlardı. Sağlık raporu almaları imkansıza yakındı. "Hastaneye gel, biz tedavini yaparız" dendi her zaman sağlık işçilerine. Bu sefer yüksek risk altındayken bile dinlenmelerine izin verilmedi. Korona virüs testi pozitif saptanan sağlık çalışanı 14 gün hem dinlenme hem karantina için evine gönderilirken aynı zamanda 3 gün arayla test yaptırılması zorunlu tutuldu. Bu testlerden ardışık 2 tanesi negatif gelmesi durumunda, 14 gün dolmamış olsa bile, yeniden hastaneye çağırıldılar. Böylece sadece sağlık emekçilerinin sağlığı değil, toplum sağlığı da riske atılmış oldu. Halsizlik, ateş, öksürük gibi belirtileri olmasına rağmen diğerlerini zor duruma sokacağı için nöbete gitmeye çalışan sağlıkçılar oldu. Diğer işçileri zora sokan hasta olan işçiler değil, bu düzenin ta kendisi.

Bozuk düzende sağlam çark olmaz. Sağlık sistemi toplum sağlığını korumak için değil, patronların karlılığı için çalışıyor. Korona virüs ile mücadele ettiğini iddia edenler aslında toplum sağlığını hiçe sayıyor. Rakamlar çarpıcı. 1 milyon sağlık emekçisi içerisinde aktif vaka sayısı yaklaşık 7500. 22 Nisan’a kadar açıklanan verilere göre ise 24 sağlık çalışanı hayatını kaybetti.

Bu durumu tersine çevirmek elimizde. 24.07.2020


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 263 - 8 Ağustos 2020  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?