Sinif Mucadelesi

Coronavirüs günlerinde komünist çalışma

Cuma 3 Temmuz 2020

Yeni virüsün ve neden olduğu salgının ortaya çıkması bilim insanlarına ve aynı şekilde topluma, tüm insanlığa yeni bir sorun oluşturuyor. Fakat insanlık tarihi bunun gibi sorunlarla dolu.

İnsan, doğayı üretken faaliyeti aracılığıyla dönüştürürken kendini de dönüştürür; insanlaşma süreci yaşanır.

Toplumsal evrime Marksist bakışın kurucuları, bilim insanlarından çok önce, insanların doğaya karşı hayatta kalma ve geçimlerini sağlama mücadelesinin, nihayetinde, insan evriminin temeli olduğunu açıkladı.

Maymunun İnsana Dönüşümünde Emeğin Rolü’nde (1876), Engels şöyle yazdı: "Sadece insan, bitki ve hayvan dünyasını değiştirip dönüştürerek değil, aynı zamanda, yaşadığı çevrenin görünüşünü, iklimini, hatta bitki ve hayvan örtüsünü değiştirip dönüştürerek; üstelik faaliyetinin sonuçları dünyanın yok olmasıyla sonuçlanacak ölçüde gerçekleştirip, doğaya damgasını vurmayı başardı."

Sadece yazılı tarih ele alınırsa, insan, Neolitik devrime ve ilk büyük insan yoğunluğu olan şehirlerin oluşumuna bağlı olarak, vebadan koleraya kadar salgınlar ve bunların dünya ekonomisi üzerindeki sonuçlarıyla karşılaştı.

Dünyanın en ölümcül veba salgını, Orta Asya’da başladı ve ticaret yollarını izleyerek Çin ve Hindistan’a yayıldı. 1340 civarında Avrupa’ya ulaştı ve kıtaya yayıldı. Dört yıl içinde, sadece Avrupa nüfusunun üçte birinden fazlasının ölümüyle sonuçlanmakla kalmadı, aynı zamanda bu kıtanın tarihini, demografisini ve dolayısıyla üretici gücünü de etkiledi. Büyük veba salgını öyle yıkıcıydı ki, salgından önceki Fransa’nın yaklaşık 20 milyon nüfusu, 400 yıl sonra, yani 1789 devriminden biraz önce aynı düzeye gelebildi!

İnsanlar, yüzyıllarca, nedenini anlamadığı salgınlar yaşadı. 19. yüzyıldan önce, korkmuş ve çaresiz kalmış insanlık, sayısız doğaüstü nedenler icat etmeye, tanrı ve şeytanı yardıma çağırmaya, kendini mistisizm ve pişmanlığa indirgemişti.

Bir asır önce Pasteur ve Koch, mikropların rolünü ve bulaşmasını açığa çıkarmaya başladı. Bilimsel ustalık o zamandan beri önemli ölçüde arttı.

Ulusal birlik yok!

İnsanoğlu ve toplumu, salgına karşı mücadeleyi, salgının meydana geldiği zamandaki sosyal örgütlenme çerçevesinde yapar. Mevcut salgına karşı mücadele, toplumun mevcut örgütü yani kapitalizm ve burjuvazinin saltanatı tarafından dayatılan şekilde ve sınırlarla yürütülüyor. Bu kavga, "virüse karşı savaş", kapitalizm yasalarını, değer ve kâr yasalarını yok etmiyor. Onlara kaba bir açıklama getiriyor. Sınıf mücadelesini askıya almaz, sadece hileli sözlerle gizlemeye çalışır.
Burjuvazinin iktidarından, sömürüden ve kâr kanunundan kurtulmuş bir toplumun, bilinmeyen bir virüsün yol açacağı dünya çapındaki bir salgına nasıl karşı koyacağına ilişkin politik kurgu yapmayacağız

Bu dönemin, devrimci komünist militanlara yüklediği görevler ve bilinçli emekçilere vermesi gereken fikirleri yazacağız.

Her türlü ulusal birlik biçiminin reddedilmesiyle başlayalım. Sadece mevcut hükümetin işleyişini sorgulamak söz konusu değil; her şeyden önce geçmişte olduğu gibi gelecekte de burjuva politikasının sürdürülmesinde payları olan burjuva partileriyle birlik yapılmasıyla ilgili bir sorun da değil; söz konusu olan, yönetimin sınıf egemenline karşı savaşmadan eleştirenlerin, karartarak ve gizleyerek ondan ilham aldığını göstermektir. Onlar, hasta bakıcılardan çöp toplayıcılarına, süpermarket kasiyerlerinden çalışmaya devam eden fabrika işçilerine kadar, virüsün bulaşma riskine rağmen çalışan ekonomik ve sosyal yaşamı sürdürmeye devam edenlerin öfkelerini, doğru yoldan çıkarıp yanlış bir yola sokuyor.

Devrimci komünistler, koruyucu önlemler talep ederek hayatlarını savunan işçilerin tüm mücadelesinde yer almalı ve uygun olduklarında onları kışkırtmalı. En az siyasallaştırılmış işçiler bile, kendilerini koronavirüse karşı korumak için gerekenleri vermeden çalıştırmak isteyen sosyal aldatmacaları algılar. Burjuvazinin hizmetkârlarının tatlı konuşmaları ile maskeler, eldivenler, dezenfektanlardan başlayarak, sağlık güvencesinde göze çarpan eksikliklerle gerçekler arasındaki çelişkiyi fark ediyorlar. Ayrıca, hastane sisteminin; bütçe kesintileri, kâr yarışı, hastanelerde mali tuhaflık, personelde azalma için ne kadar bedel ödendiğini de görüyorlar. Huzurevlerinde ve hastanelerde çalışanların mücadeleleri, diğerleri gibi, bu sektörlerdeki işçilerin taleplerini reddeden hükümetlerin kibrini unutacak kadar eski değil. Haberler, protestocuların, büyük burjuvazi önünde diz çökmelerine ve kapitalizmin işleyiş yasalarına uymalarına, kendini beğenmiş liderlerden daha fazla insanın ilgisini çekecek şekilde gösteriliyor.

"Virüse karşı savaş" yönetenler tarafından kullanılan bu ifade, emperyalist savaşları haklı çıkarmak için yazılmış eski vatansever bildiriler kadar yanlış!

Resmi yalanlar arasındaki tutarsızlık, fedakarlık çağrıları ve hayatın gerçekliği, önemseyen, üreten, nakleden herkesin birden fazla ani tepkisine yol açar. İşçiler, işe gitmeme hakkını kullanır; hastalık iznindeki artışla kedini ifade eder; sosyal yaşam için yararsız malları üretme veya taşıma yükümlülüğüne karşı protesto gösterileri ile sonuçlandırır.

Bilinçli işçi, reddini ifade eden kendiliğinden girişimlere katılmalı ve mümkünse onları cesaretlendirilmeli ve aynı zamanda sınıf kardeşlerini bu durumu yaratan sosyal nedenlerde aydınlatmalı. Kendisini propagandadan ve kapitalizmin devrilmesi için ajitasyondan korumak amacıyla günlük mücadeleyi ayırmamalı.

Örneğin, işçilerin sağlığını riske atması ve yaşam için zorunlu olmayan mallar üretmesi için işe gönderilmesine karşı çıkmak gerekir. Üretim zincirlerini durduran Peugeot ve Renault’nun rakiplerinden bir adım önde olmak için yeniden işe başlatmasına karşı çıkmak gerekir. Lüks ürünler üreten bantların, bir süre üretimine gerek olmayan malların, savaş çarkının bile dönmeye devam ettiği gerçeğini kınamak gerekiyor.

Kapitalist ekonomiyi, tek ekonomi olarak düşünenler, PSA fabrikasının üretmeye devam ettiği yedek parçaların, ambulans veya temel gıda ürünlerini taşıyan kamyonlar için de yararlı olduğunu iddia ediyor! İşe yaramaz eşyalar kadar, eczane ürünlerini ambalajlamak için de kullanıldığı söylenerek, karton üreten fabrikaların çalışması haklı çıkarılıyor. Helikopter inşa eden fabrikaları bile haklı çıkarıyorlar.
Neyin gerekli, neyin gerçekten gerekli olmadığı, neyin zararlı olduğu üzerinde durmamalıyız. Her şey, neyin ihtiyaç olduğuna kimin karar verdiğine bağlı. Karar veren burjuvazi ve siyasi kaygıları olduğu sürece, hissedarların kârı ekonomik bir gereklilik olurken, bu kârı üreten işçiler için doğru maaş gereksiz olacaktır!

Sınıf ilişkilerinde dönüşüm

Sorun ekonomiye kimin hakim olduğunu bilmek. Ekonomiye bütünüyle hakim olan ve seçimleri yapan, sömürücü azınlık burjuvazi mi, yoksa sömürülen çoğunluk mu? Devrimci bir yükseliş döneminde bu fikir, işçilerin üretimdeki kontrolünün geçiş hedefi olarak özetlenebilir.

Güç dengesi izin verdiğinde burjuvaziye, emekçiler için olumlu önlemleri dayatmak mümkün. Ancak ekonomiyi, sömürülen çoğunluğun çıkarlarına göre yürütmesini “talep etmek”, bir tekenin süt vermesini istemektir.

Gerekli olan ile gereksiz veya zararlı olan arasındaki ayrım, yalnızca sınıf çıkarları temelinde anlamlı. Sıradan zamanlarda bile, gezegenimizin çoğunu düzgün besleyemeyen ve barındıramayan kapitalist ekonomi, savaş uçağı, bomba üretimi örneklerindeki gibi üretim güçlerinin büyük kısmını boşa ve emekçilerin isyanını engellemek için harcıyor.

Eğer buna bir son vermek istiyorsak, burjuvazinin elinden siyasi gücü almalı ve sınıf ilişkilerini yukarıdan aşağıya dönüştürmeliyiz. Mevcut savaş sadece koronavirüse karşı değil. Egemen sınıfın yanında, esas olarak işçi sınıfına; daha genel olarak özel çıkarların, kolektif çıkarlar üzerindeki hakimiyetine, yani kapitalizme itiraz edenlere karşı yöneltilir. Bu salgın zamanından önce var olan ve şimdi de geçerli olan temel soru şudur; onlar mı yoksa biz mi?

Birincil görevimiz, sorulara Marksist olarak, devrimci olarak cevap vermektir.

Virüse karşı evde kalma süreci, alanda yapılan militan faaliyetler açısından olumsuz olmasına rağmen, bir avantajı sağladı; kültürü arttırmak, kendini eğitme, giderek artan biçimde komünist fikirleri edinme ve aşina olmak için zaman sundu. Geçmişte, sürgün ya da hapishane, genellikle işçi militanlar için aynısı olmuştu. Koronavirüste evde kalma koşulları, sürgünden daha katlanılabilir. Bugün irtibatta kalmak, birbirine yardım etmek ve ilişkileri sıklaştırmak için çok yol var. Uygulamak istediği her seferinde, işçi militanların kendilerini günlük sömürünün sonuçlarından kurtarmasının bir yolu oldu.

Virüs yenildiğinde bile, kapitalist sistemin battığı kriz devam edecek. Kriz, koronavirüs kadar ciddi hatta sömürülenler için daha ciddi olma riski taşıyor. Kapitalist sınıf, kullanacağı yöntemlerle, krizi bir kez daha sömürülenlere ödetmeye çalışacak. Asırlık sosyal devrim mücadelesi, devam ediyor.

Engels’in, tarihsel materyalizm ışığında, yazdığı: “En gelişmiş sanayi ülkelerinde, doğanın güçlerini evcilleştirdik ve onları insanlara hizmet etmeye zorladık. Üretimi sonsuza dek çoğalttık; o kadar ki bugün bir çocuk, eski yüz yetişkinden daha fazla üretiyor. Peki sonuç nedir? Her on yılda bir büyük çöküş ile sürekli tırmanan aşırı çalışma ve kitlelerin artan yoksulluğu. Darwin, ekonomistler tarafından tarihin en büyük fethi olarak kutlanan özgür rekabetin, yaşam için mücadelenin hayvanlar aleminin normal hali olduğunu anlattığında, bunun insanlığın ve özellikle de çağdaşlarının ne kadar acı bir hicvi, yergisi olduğunu bilmiyordu. Sadece, üretimin ve dağıtımın planlı olduğu, toplumsal üretimin bilinçli örgütlenmesi, onu bir tür olarak yükselteblir, insanı sosyal açıdan hayvanlar dünyasının daha üst düzeyine yükseltebilir. Tarihsel evrim böyle bir organizasyonu her geçen gün daha kaçınılmaz, daha olanaklı kılıyor. Böylece, insanların kendileri ve onlarla birlikte, faaliyetlerinin tüm dalları, özellikle doğa bilimleri, kendilerinden öncekileri en derin gölgeye atacak bir ilerleme kaydedecek."

Metin, yazıldığı zamanın izlerini yaşıyor. Ancak çağrıştırdığı gelecek, devrimci komünist olduklarını iddia edenlerin nihai hedefi olmaya devam ediyor. Lutte de Classe , N°. 207


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 262 - 3 Temmuz 2020  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi’nin Sözü   ?