Sinif Mucadelesi

Deprem gerçeği duymayan kulaklara, görmeyen gözlere kendini hatırlatıyor ama...

Cuma 7 Şubat 2020

Elazığ’daki depremden sonra yaşananlar, bir kez daha içinde yaşadığımız düzenin ne kadar emekçi, yoksul düşmanı olduğunu göz önüne serdi.

Elazığ’da derdini anlatacak bir yetkili, siyasetçi veya mikrofon bulanların hepsi, sınıflarından ötürü bu durumda olduğunu anlattı. Birçoğu evlerinin hasarlı olduğunu yetkililere iletmiş, yardım istemiş, çaba göstermiş. Ancak paraları olmadığı için yetkililer, onlarla ilgilenmemiş. Kendileri de çözüm bulamadılar, çünkü her şey para ile yapılıyor.

Sadece tek bir evin ayakta kaldığı mahallenin sakinleri, kentsel dönüşüm kararı çıktığını ama kârlı olmadığı için kimsenin uğramadığını söylediler.

Parası olanlar, hemen hasarlı evleri terk etti, göçük altında hep yoksullar kalıyor.

1999 depremlerindeki büyük can kaybı ve yıkımdan sonra, depreme uygunluk açısından inşaat yönetmeliğinde değişikik yapılmıştı. Buna rağmen her sarsıntıda, eski binalar kadar yenileri de zarar görüyor. Çünkü, bu tarihten sonra 7 kez imar affı çıkarıldı. Okul ve hastanelerde olduğu gibi TOKİ’nin ve KİPTAŞ’ın yaptığı veya özel şirketlere yaptırılan kamu binalarının da zarar görmesi, paradan kısmak için devletin bile kendi yaptığı yönetmeliğe uymadığını gösteriyor.

Siyasetçiler her şey en iyi şekilde yapılıyor derken Kızılay başkanının bağış istemesi, Kızılay’da dönen dolapları ortaya çıkardığı gibi deprem vergilerini de yeniden gündeme getirdi.

Emekçiler sınıfının her bir üyesinden kesilen vergiler, diğer tüm devlet gelirleri gibi patronlara akıyor. Depremden korunmak için en fazla parayı veren emekçiler, depremin en büyük mağdurları olmaya devam ediyor. Bir patron için deprem vergisi devede kulak gibidir, bir emekçi için birçok şeyden kısıntı yapmasını gerektirir. Buna rağmen, hiçbir karşılığını alamaz.

Böyle bir haksızlığa öfkelenmek, sorgulamak elbette gerekli ancak yeterli değil. Biz emekçiler, ücretlerimizden kesilen her kuruşun hesabını sormayı, nerede kullanıldığını bilmeyi ilke haline getirmeliyiz. Aksi takdirde sadece patronları zengin etmekle kalmaz, vergilerimizin kendimize zarar verecek şekilde kullanılmasına olanak vermiş oluruz.

Van’da çığın düştüğü yere, tehlike olduğu bilindiği halde, 2 kişiyi çıkarmak için gönderilen asker, itfaiyeci, işçi ve yardım için giden köylüler dahil, 33 insan daha öldü. Hiç biri böyle durumlar için görevli veya eğitimli değildi. Çok iyi çalışıyor denen kurumların ne kötü durumda olduğu bir kez daha görüldü.

Siyasetçiler, bugün oy için sırt sıvazlar, yarın eğlenceye, cenazeye gider, sonra da itiraz edeni tehdit eder. Kitleler, mahallerde birbirlerini tanıyor, biliyor, ne gerekli, çok iyi biliyor. Depreme hazırlık, politikacıların söylediği gibi gösterişli yollar, toplu konutlar yaparak insanların yaşam alanlarını değiştirmekle olmaz. Her şeyden önce kitlelerin bilinçlenmesi, sorunlarını bilmesi, tartışması, örgütenmesi ile mümkün olur. Böylece iktidara baskı yaparak gerçek çözümler dayatılabilir. (06.02.20)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 260 - 7 Şubat 2020  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?