Sinif Mucadelesi
ABD-İran

Kapitalist sisteme, savaşlarına ve krizine karşı

Cuma 7 Şubat 2020

3 Ocak’ta İranlı general Süleymani’nin bir ABD dronu ile suikaste uğraması, İngiltere ve ABD’deki siyasi liderlerin söylediği yalanın aksine, bir “öz savunma” hamlesi değildi. Bu açıkça, dünyanın en zengin ve güçlü ülkesinin gerçekleştirdiği bir terör eylemiydi.

İran’daki diktatörlük de bu saldırının esas hedefi değildi. Hedef bölgenin nüfusuydu, amaç batılı iktidarların üstün askeri gücünü ve istedikleri yere istedikleri zamanda saldırabileceklerini sergilemekti.

Tek askeri amaç, ABD liderlerinin, bölgedeki, karşısında kimsenin direnemeyeceği birer derebeyi pozisyonlarını yeniden tesis etmelerini sağlamaktı.

İnsanların kanıyla siyaset yapmak

Elbette, bu suikastın Trump açısından, Orta Doğu’yu değil de yaklaşan ABD Başkanlık seçimlerini ilgilendiren bir amacı daha vardı.

Trump’ın anketlerde rekor derecede başarısız olduğuna şüphe yok. Verdiği “Amerikan işleri” sözünü tutamadı. “Radikal” ekonomi politikalarına gelince, onlar da sadece zenginleri zenginleştirdi ve yoksulları daha da yoksullaştırdı.

Kendisi lehine gösterecek hiçbir şeyi olmayan Trump, geçen seçimlerde faydalandığı milliyetçi demagojiyi -Amerika’yı Yeniden Harika Yapalım sloganı- yeniden canlandırmaya çalışıyor.
Süleymani’yi “indirmiş olmak” ile Rambo gibi övünmesi bundan. Bu yolla, bu slogana oy veren kemik seçmeni tekrar harekete geçirmeyi ve azil süreciyle sekteye uğrayan seçim kampanyasını tekrar başlatmayı umuyor.

ABD’de kazanılacak oyları, Orta Doğu’daki “hedef gözeterek öldürme” yoluyla kazanmanın bedelini boş verin. Görünüşe göre, bu olayın İran Hava Kuvvetleri’nde yarattığı panik yüzünden bir Ukrayna yolcu uçağı düşürüldü. Ama Trump için, uçakta ölen 176 yolcu sadece sivil zayiattı!

Tahmin edilebileceği gibi, Johnson Trump’ın suçlarını ve sahte gerekçelendirmelerini destekledi, hatta bir tane de kendisi ekledi ve Süleymani’nin “ellerinde İngiliz askerlerinin kanı var” dedi. Tabii ki Johnson ve Trump’ın pek çok ortak yanı var: kendi kariyerlerini kurtarmak için yalan söylemeye ve siyasetçilik oynamaya gelince, hiçbir “sivil zayiat” onları durduramaz!

Çürümüş sistemin tehdidi

Trump’ın uydurma bahanelerinden Johnson’ın pek sadık tavırlarına, bu iş birçok açıdan 2003’teki Irak işgaline giden sürece benziyor.

Bugünkü yalanlar yığını yeni bir savaşla mı sonuçlanacak? İranlı liderler kesinlikle savaş istemiyor, bunu yaptıkları sembolik misillemeden anlıyoruz. Büyük ihtimalle ABD liderleri de istemiyor, şimdilik.
Ancak Trump’ın İran’a yönelik siyaseti tamamen blöfe, yapabileceğinden fazlasıyla tehdit etmeye, yaptırımlara, suikastlara vs. dayanıyor. Tüm bunlar Trump’ın siyasi hırslarıyla bir araya gelince, kendi mantığını yaratabilir, kontrolden çıkıp savaşa yol açabilir. Bunun olması için ne olması gerekiyor? Sonra da yerel bir savaşın, tüm gezegene değilse bile bütün bir bölgeye yayılması için ne lazım?

Günümüzde ekonomi kronik olarak istikrarsız ve düşüncesizce bir yarışa sıkışmış durumda. Kapitalistlerin sisteme hiç güveni yok ve kâra yönelik en ufak bir tehdit karşısında bile panikliyorlar. Bu, bir çöküşün tetiğini çekebilir.

Dünyanın ekonomik istikrarsızlığı, artan siyasi istikrarsızlıkla iç içe geçiyor. Kapitalist sistem çürüdükçe, her yanına daha çok patlayıcı saçılıyor. Trump’ın şahsi hırslarının bir ABD-İran savaşı olasılığını artırması, bu çürüyen kapitalist düzenin daha çok savaşa ve krize yol açabileceğini gösteriyor.

Bu sistemin krizden krize topallamasına izin vermenin bedelini artık ödeyemeyiz, onu değiştirmek gerek! (WF, 13.01.20)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 260 - 7 Şubat 2020  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?