Sinif Mucadelesi

Asgari ücret, patronların işçi sınıfına sefalet dayatmasıdır

Cuma 3 Ocak 2020

2020 yılı asgari ücreti, AGİ dahil net 2 bin 324 TL olarak açıklandı. Üç çocuklu ve evli işçi için bu rakamın 2 bin 379,4 TL. Yani iktidar, üç çocuk için aylık 55 lirayı yeterli gördü. Bu rakam, TÜİK’in bir işçinin ihtiyacı olarak belirlediği 2 bin 331 TL’nin de altında. Devlet, patronların çıkarı olduğunda kendi rakamlarını, kurallarını, yasalarını, hiç bir şeyi takmıyor. Ancak işçinin hakkı söz konusu olduğunda, tüm bunlar işçinin önüne duvar gibi dikiliyor.

Asgari ücrette asıl kıyak patronlara yapıldı. Daha önce yeni işe alınan, genç işçiler için patronlara verilen 100 TL’lik asgari ücret desteği, tüm patronlar için 75 TL oldu.

İşçileri temsil eden Türk-İş görevlileri "Bu rakamla işçilerin değil 30 gün, 10 gün bile geçinmeleri mümkün değil” diyerek toplantıyı terk etti. Türk-İş ve diğer konfederasyonlar, birlikte 2 bin 578 lira talep etmişti. Aradaki fark 254 lira; güya işçiyi savunan sendikacılar, 20 gün için bu miktarı yeterli gördü.

İşçiden kesilen aidatlarla yüksek maaşlar alan sendikacıların görevi, masayı terk etmek değil, işçinin hakkı için gerekli mücadeleyi vermektir. Türk-İş hiç bir şey yapmadığı gibi başkanı, “bizim asgari ücretli işçimiz yok” diyerek, işçileri suçlayıcı bahane söylemekten de utanmadı.

Patronlar, önce “istihdam için, işsizliği azaltmak için, alım gücünü arttırmak için, istikrarlı işletmeler ve istihdam için” hayırlı buldu. Sonra da enflasyon rakamının 3 puan üstünde deyip, aldıkları yetmezmiş gibi aradaki farkı devlet ödesin demeye başladı.

Patronlar, çok inceden inceye hesap yapıyor. Tek kuruş kaçırmıyor. Elbette sürekli kendine yontan keser gibiler. Sanki geçmişte ücret artışları enflasyonun altında kaldığında, satın alma gücü eridiğinde telafi etmişler gibi şimdi utanmadan kendileri için bunu talep ediyorlar. Geçmişteki krizlerde, hatta kâr dönemlerinde bile işçilere bir kuruş vermemek için neler yaptıklarını çok iyi biliyoruz.

Patronlar, işçi sınıfına örnek olmalı; biz de çıkarlarımızı kuruşu kuruşuna korumak için ısrarlı olmalıyız. Üstelik işçi sınıfının gücü çok daha fazla. İşçiler birlik olup bazen küçük bir işyerinde bazen büyük işletmelerde, hatta metal işkolunda olduğu gibi patronları çok sefer dize getirdi.

Patronları dize getirmek ve daha ötesine geçerek daima patronun çıkarına işletilen bu sistemi, düzeni değiştirmek gerekiyor.

Asgari ücret için işçi-patron uzlaşmazlığı üzerine bir aylık süren gösteri her yıl tekrarlanıyor. Sendikacılar güya daha yüksek ücret için pazarlık yapıyor ama aslında patronların çıkarına oluşturulan sistemin bir parçasılar. Türk-İş başkanı, “asgari ücret 30 yıldır hiç bir hesaba uygun açıklanmadı” diyerek bunu açıklamış oldu.

Devlet kamu işlemlerine %22 zam yaparken işçiye sefalet ücretini uygun gören bakan, “söz verdiler, seneye ortak rakamlar üzerine konuşacağız” derken aynısını söylemiş oldu. Elbette “söz veren” patronlardır, son 30 yılda olduğu gibi.

İşçiler, daha yeni ücreti almadı. Ağır çalışmadan, fazla mesaiden, gece vardiyasından başını kaldırıp hesap yapamadı. Ancak şu açık; işçi sınıfına kendi yaşamını iyileştirmesi için hiç yol bırakılmıyor. Bu yolu mücadele ile açmak gerekiyor. (01.01.20)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 259 - 3 Ocak 2020  Site yaşamını izle Başyazı   ?