Sinif Mucadelesi

Bundan 50 yıl önce Yerinde sayan bir toplumun Ay’da attığı ilk adım

Pazar 3 Kasım 2019

254 sayılı SM’deki yazının devamı, geçen sayıda yayınlayamadığımız için üzgünüz

SSCB ile ABD arasındaki yarış

1961’de o dönem ABD Başkanı olan Kennedy, Ay’a çıkmayı 1970 yılından önce mutlaka başarılması gereken bir hedef olarak göstermişti. Söz konusu olan, uzayın fethi konusunda ABD’nin önüne geçmiş olan Sovyetler Birliği’ni yakalayıp geçmekti.

Ekim 1957’de ilk insan üretimi uydusu olan Sputnik uzaya fırlatılmıştı ve bu olay o dönemin SSCB yöneticisi Kruşçev’e şunu haykırma olanağını vermişti: “Sputnik, sosyalist ülkeler ile kapitalist ülkeler arasındaki yarışı sosyalizm kazanmış olduğunun ispatıdır”… Ardından Nisan 1961’de uzaya çıkan ilk insan olan Yuri Gagarin sayesinde Sovyet yöneticileri arayı daha da açmış oldular.

Buna dayanarak sosyalizmin daha üstün olduğunu iddia etmek, dünya pazarından kopmuş bulunan Sovyetler Birliği’nin bu uzay başarılarını elde edebilmesi için kitleler için elzem olan sanayi ürünlerinin ve tarım ürünlerinin aleyhine olacak şekilde tercih yaptıklarını unutmaktır.

Elbette art arda gelen bu zaferler planlı ekonomi ile çalışan, rekabet ve kar amaçlı olmayan bir ekonomi sayesinde gerçekleşti. ABD’nin uzay faaliyetleri ise havacılık sektöründeki ve de ordunun farklı kollarındaki şirketler arasındaki rekabet duvarına çarpıyordu.

NASA’nın başarısı, planlı ekonominin üstünlüğünü kabul etmek demek

Temmuz 1958’de ABD hükümeti bulunduğu bu feci duruma son verebilmek için, iğreti bir şekilde, geniş olanakları seferber edip ABD uzay faaliyetlerini birlikte yürütebilmek için Nasa’yı oluşturdu.

ABD’nin bu alanda geri kalmışlığını giderebilmek amacıyla 10 yıl içerisinde yetenekleri, gereken çabayı seferber etti. ABD’de pazar ekonomisi yerine, planlı ekonomi üstün gelmişti!

Kapitalizmin neredeyse tüm tarihi boyunca olduğu gibi, bu defa da büyük yatırımları gerçekleştirebilmek için devlet müdahalesi gerekti. ABD’nin sosyalizm ile hiçbir ilgisi olmadığı için NASA uzay programıyla ilgili tüm program bölümleri taşeronlara verildi. 25 milyar dolarlık Apollo programı (bugünkü karşılığı 150 milyar dolar) oluşturulması bir sürü özel şirketi mutlu etmişti.

Tüm ülkelerdeki kamu şirketlerinde olduğu gibi NASA da kapitalistler için “devlet malı deniz” yaklaşımıyla hareket etti. Bu konudaki son örnek Elon Musk’tır: Space X şirketinin sahibi olup 2008’de, uzay istasiyonu ISS’ye gerekenleri iletmek için çok büyük miktarda sipariş aldı. Musk, NASA’nın birikimleri kullanarak uzayda, ayrıcalıklı büyük zenginler için bir çeşit Lunapark (eğlence parkı) oluşturma girişimini başlattı ve milyonlarca dolarlık park biletlini satmaya hazırlanıyor. Musk böylece, insanlığın ortak gayretlerle oluşturduğu zenginliği, dünyada ilaç ve konut kıtlığının yaşandığı bir ortamda, insanı isyan edecek bir şekilde, bir avuç parababasını eğlendirmek amacıyla harcamak istiyor.

Yine de her şeye rağmen NASA, pasifik faaliyetler yapan sivil bir kuruluştur ve bu faaliyetlerin de günlük hayatta yansımaları oluyor: Örneğin GPS sisteminden, hava raporlarına kadar bir sürü hizmet veriliyor. Her şeye rağmen ABD uzay programı, sürekli ordunun denetimi altında.


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 257 - 1 Kasım 2019  Site yaşamını izle Tarihten... Tarihten... Tarihten...   ?