Sinif Mucadelesi

Memur zammı; ücretleri düşürme siyasetinin bir adımı

Cuma 6 Eylül 2019

3 milyon 200 bin memur ile 2 milyonu aşkın memur emeklisinin gelecek iki yılın toplusözleşmesi için buluşan bakan ile sendika bürokratları, kamu işçileri sözleşmesinde rezil olduklarından gösteri yapamadı; güya anlaşma sağlanamayıp karar YHK’na (Yüksek Hakem Kurulu) kaldı. YHK, ilk kez çalışanlar lehine hiç iyileşme yapmayıp hükümetin zam teklifini onamakla kalmadı bu yıl memurları temsil eden Memur-Sen’e göre; "zam teklifini bırakın yükseltmeyi, bazı maddelerde hak kaybına bile neden oldu."Memur maaşı ve emekli aylığına Ocak ve Temmuz 2020’de %4’er, Ocak ve Temmuz 2021’de ise %3’er zam yapılacak. Eşi çalışmayan memura yapılan aile yardımı 20 lira artacak. Ocak 2020’de, aile yardımı dahil 3 bin 707 lira olan en düşük memur maaşı 3 bin 875 liraya, ortalama memur maaşı 4 bin 483 liradan 4 bin 669 liraya yükselecek. En düşük memur emekli aylığı Ocak 2020’de 2 bin 523 liradan 2 bin 623 liraya çıkacak.

Daha önceleri, zamda enflasyon hedefi ölçü alınırdı; bu sefer hiç sözü edilmedi. Enflasyon %15’in üzerindeyken, zammın %8 olarak belirlenmesi, milyonlarca çalışanın ve emeklinin, hükümetin bilinçli tercihiyle yoksulluğa mahküm edilmesi demek.

Sendika bürokratları ve başka bazı çevreler, YHK’yı suçladı. Hatta bazı üyelere sağlanan kıyaklar gündeme getirildi. YHK’daki 11 üyenin 7’sini cumhurbaşkanı atıyor. Bu üyeler, ekonominin, hükümetin, kısaca her şeyin başındaki Erdoğan’dan talimat alıyor.

Memur sendikaları kanunu AKP hükümetleri döneminde çıktı. Bu kanuna göre memurun göstermelik bir sendika hakkı var ama hak almak için en etkili silah olan grev yapma hakkı yok. Kamu çalışanlarının ne gerçek bir pazarlık hakkı var ne de itiraz hakları var. Sendika kanunu ve sendikalar, sadece kamu emekçilerini denetim altında tutma işini görüyor. Tıpkı göstermelik sözleşme döneminde olduğu gibi düşük ücretin gerçek sorumluları gözden ırak tutmaya çalışıyorlar.

Özellikle kamudan gelen zamların birbiri ardına yağdığı bir dönemde işçi ve memur sözleşmesi ile milyonlarca çalışanın yaşam düzeyi geriletildi. Örneğin son bir yılda tüm dünyada doğalgaz fiyatı yarı yarıya düşerken sadece Türkiye’de yarı yarıya artması, bilerek ve isteyerek ücretlilerin cebinden daha fazla para almak amacıyla yapılıyor. Bu durum aynı zamanda tüm patronlara verilen bir mesaj ve daha da önemlisi güçlü bir destek. Artık patronlar rahatça “devletten zengin değiliz” bahanesiyle ücret zammını düşük tutacak, erteleyecek hatta vermeyecek.

İşçi, memur ve emekliye, bir yandan asgari ücret düzenlemesiyle; bir yandan SGK’nın aylık bağlanma düzenlemesiyle; bir yandan toplusözleşmelerle bilerek ve isteyerek daha geri koşullar, yoksullaşma dayatılıyor. Geçen yıllarda sözleşme dönemi olmadığı ve seçim olduğu için irili ufaklı tüm patronlara paket paket karşılıksız yardımlar yapıldı. Bu yıl çalışanlara sıra gelince birden musluklar kesildi. Her zaman bol keseden konuşan Erdoğan da damadı da, toplu sözleşmeler için tek söz etmedi.

Ekonomi gittikçe daha fazla krize gömülüyor. Ancak krizden en çok etkilenen en düşük ücret alan işçi, memur ve emekliler. Tüm emekçiler, ürettikleri, çalıştıkları halde yoksul durumuna düşüyor. Geçinemediği için iki işte çalışan sayısı arttı. Emekli olup çalışan sayısı arttı. Bir evde herkes çalıştığı halde geçinmek yine de zorlaştı. Tüm bunlara, uyguladıkları ekonomik politikalar nedeniyle sebep olanlar, her şeyi çok iyi biliyor. Ancak sadece patronlara yardım etmeyi seçiyorlar. Milyonlar umurlarında değil.

Emekçiler, kendilerini düşünmeyen patronlara, siyasetçilere, kurul üyelerine, sendika bürokratlarına, kısaca tüm düzene karşı mücadele etmeli. İnsanca yaşam için başka bir seçenek yok. (03.09.2019)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:255 - 6 Eylül 2019  Site yaşamını izle Başyazı   ?