Sinif Mucadelesi

Akdeniz’de büyük çatışma var

Cuma 2 Ağustos 2019

Akdeniz’deki doğal gaz gerginliği, Türkiye’nin üçüncü doğal gaz arama gemisini bölgeye göndermesi sonrasında, tüm bölge ülkeleriyle birlikte ABD ve Rusya’nın, ardından Avrupa Birliği’nin (AB) yaptırım kararlarıyla bir adım daha ileri gitti.

Türkiye, Akdeniz’de kendi belirlediği bölgeyi, münhasır bölge ilan etti. AB, üyesi olan ve Türkiye’nin tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adanın tamamında egemen devlet olarak görüyor ve Türkiye’nin KKTC ile yaptığı münhasır bölge anlaşmasını bu nedenle tanımıyor. Bu nedenle Türkiye’nin KKTC için belirlediği bölge adına yaptığı her şey sorun oluyor.

Doğu Akdeniz’de ülke yönetimleri arasında, siyasi, hukuki bahanelerle ileri sürülen gerginliğin arkasında AB’ye tüm doğalgaz tüketimin yarısını satan Rusya ile bu pazara girmek isteyen ABD’nin rekabeti, petrol şirketlerinin çıkar kavgası var.

Avrupa Birliği üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti, 2002’den itibaren Doğu Akdeniz’de kıyıdaş ülkelerle Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmaları yaptı. Ancak ülkelere ait bölgeler, bazı yerlerde iç içe bazı yerlerde üst üste geçmiş durumda. Örneğin İsrail, Lübnan’ın sahiplendiği bölgenin kendisinin olduğunu söylüyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti 2007’de doğal gaz arama ve çıkarma işini satışa çıkardı. Büyük petrol şirketleri, parselleri paylaştı: ABD’nin Noble ve Exxon Mobil; İtalyan ENI ve Fransız Total şirketleri.

2011’de Türkiye, kendi ekonomik bölgesinde, KKTC de hem tanınmadığı hem de kendisi yapamayacağı için adanın kuzeyi ve doğusunda belirlediği 8 bölge için TPAO’ya (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) arama ruhsatı verdi. Türkiye adına TPAO, kendisi çok derinde olduğu bilinen petrolü tespit edip çıkaramayacağından, Kasım 2011’de İngiliz Shell ile Akdeniz için %50-50 ortak şirket kurdu. Shell’in bilinen başka anlaşması yok. İste AKP iktidarlarını, tek bir Kıbrıs devletinden “yavru vatan” fikrine geri götüren neden.

Kıbrıs’ın 13 parselinden 1, 4, 5, 6 ve 7 no’lu parsellerin bir bölümü, Türkiye’nin TPAO’ya ruhsat verdiği bloklarla kesişiyor. 3 no’lu parsel KKKTC’nin TPAO’ya verdiği alan ile çakışıyor.

Türkiye’nin itiraz etmediği sadece iki parsel var: 10 ve 11 numaralı parseller. Buna rağmen hükümet; ABD’li Exxon Mobil-Katar Petrolleri konsorsiyumu, Nisan 2017’de Kıbrıs’ın güneybatısındaki 10 numaralı parsel için anlaşınca, Türkiye Katar’ı anmadan Exxon Mobil’in adını vererek, KKTC’nin hak iddia etmediği alandaki çalışmayı kınadı. Şirketin tavrı ise tam tersineydi. Katar-Türkiye gerginliğini soranlara Exxon Mobil’in yöneticilerinden biri olan Neil Chapman, "hükümetler arasında tartışılıp çözülecek" bir konu olduğunu söyledi. Petrol şirketleri, işlerini yapıp kâr peşinde koşuyor; ülkelerin hakları, uluslar arası kurallar gibi diğer sorunları, hiç dikkate almayıp siyasilerin halletmesini istiyor.

Exxon Mobil’e karşı çıkan Türkiye, 20018’de laftan öteye geçti. Norveç’ten satın alıp adını “Fatih” yaptığı sondaj gemisini, savaş gemilerinin korumasında, kendisinin ilan ettiği bölgede doğal gaz aramaya gönderdi.
Son olarak Ocak 2019’da Kahire’de bir araya gelen Kıbrıs, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır, Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nu kurdu. Kıbrıs, Yunanistan ile birlikte Mısır, İsrail ve Ürdün’le ayrı ayrı üçlü işbirliği kurdu.

Birbiri ardına yapılan anlaşmaların hiç birinde Türkiye yok; KKTC’de yok. Bu kez Türkiye, “Yavuz” sondaj gemisini, asker korumasında bölgeye gönderdiğini açıkladı.
Petrol şirketlerinin önünde devlet yöneticileri ve ordular var. Suriye meselesi bahanesiyle Rusya Federasyonu, ABD, Büyük Britanya ve Fransa gibi ülkeler, bölgede askeri üs ve önemli deniz gücü bulunduruyor. Bu ortamda Türkiye’nin güç gösterisi, yalancı kabadayılıktan öteye anlam taşımıyor. (28.07.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:254- 2 Ağustos 2019  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?