Sinif Mucadelesi

Suriye için Rusya-Türkiye uzlaşısı ne anlama geliyor?

Cumartesi 6 Ekim 2018

Suriye’nin geleceğine ilişkin karar, Tahran’da yapılan Türkiye-Rusya-İran görüşmesinin ardından yapılan Putin-Erdoğan görüşmesinde netleşti.

Putin ve Erdoğan’ın uzlaşması, özet olarak 15 Ekim’e kadar İdlip kenti etrafında, Türkiye’nin denetiminde silahsız bölge oluşturulmasını içeriyor.

Bu aslında, Suriye’de karşı karşıya gelinen sorunun çözümünü bir süre daha ertelemek anlamına geliyor. Zaman kazanmak isteyen de Erdoğan’dır.

İkili anlaşma “başarı” olarak sunuluyor. Bu amaçlanana bağlı. Erdoğan, Suriye’de çalışmanın neden olacağı göçü kullanarak, ekonomideki sıkışıklığına destek istediği Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği’ne karşı daha uzun süre baskı yapabilecek. Bu yönden başarı var.

Suriye’de Rusya, bölgeye yerleşen ABD’ye karşı; Erdoğan iki tarafın çıkar çatışmasından nemalanmak istiyor. Anlaşma süreci uzattığı için Erdoğan’a pazarlığı sürdürme olanağı verdi. Kürt özerk bölgelerine karşı yıkımı için, Suriye’nin inşasında, bölgedeki zenginliklerin talanında, bölgeyle bağlantılı Akdeniz gazında daha fazla pazarlık sürecinde yer alabilecek.

Ayrıca, tıpkı ABD ve Rusya gibi Türkiye de, askeri işgalle Suriye’ye yerleşmeye çalışıyor. Bunun için zaman kazanılmış hatta Rusya’dan, geçici olsa bile onay alınmış oldu. Rusya, bu izni Suriye’de yapması gereken işlerin bir kısmını üstlendiği için vermiş olsa da, Erdoğan buna gönüllü; askeri Suriye’de ölüme, çatışmaya göndermekten hiç geri durmuyor.

Tüm bunların hiç bir Suriye kitlelerinin çıkarlarıyla ilgili değil. Suriye halkının çıkarlarını dilinden düşürmeyen istisnasız tüm politikacılar gibi Erdoğan da, çıkarlarını temsil ettiği kesimlerin siyasetlerini izliyor.

Bir yanda Rus diğer yanda Türk askerinin yerleştiği bölgenin sınırındaki İdlib şehri, Irak ve Suriye’de hükümetlere karşı çarpışan örgütlerin silahlı milis güçlerinin neredeyse son toplanma yeri. Bu militanlar arasında IŞİD’den, el Kaide’den, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelenler de var.

Yenilmiş savaşçıları kimse istemiyor. Hiçbir hükümet, kendi vatandaşını bile ülkesine kabul etmeye yanaşmıyor.

Rusya, düz mantıkla üzerlerine bomba atıp hepsini öldürmek kararını aldığını bombalamalarıyla gösterdi. Suriye hükümeti, teslim olmalarını kabul ediyor. Elbette büyük olasılıkla Suriye hapishanelerinde ölmek üzere. Erdoğan, bu dini gerici silahlı katilleri silah bırakmaya razı edeceğini, en iyi olasılıkla silahlarını kullanmamaları yani Rusya ve Suriye güçlerine ateş açmamalarını sağlamayı vaat etti. Putin’de görelim, demiş oldu. Kaybedeceği sadece zaman olacak.

Suriye savaşını takip eden uzmanların hiç bir, hatta Erdoğan’ı başarılı bulanlar dahil, cihatçı örgütlerin silah bırakmaya ikna edilebileceğini düşünmüyor. Maaşa bağlanan ÖSO militanları gibi, önderlere koltuk, mevki verilip saf değiştirenler gibi bazılarının satın alınıp, örgütlerin çözülme sürecinin hızlandırılması söz konusu ediliyor.

Böyle bir şey, dini gerici fikirleri savunanların, işçi sınıfının sırtından beslenmesi demek. Üstelik bu insanlara, çocukların, gençlerin ve kadınların üzerinde gerici fikirleriyle baskı kurmayı sürdürmesine hatta mevkileri aracılığıyla kurumsallaştırmasına yol açacak.

Emperyalist yöneticiler, sebep oldukları savaşların, sorunların, sonuçlarını hiç umursamıyor. Erdoğan gibi taklitçileri ise onların kalan kirli işlerini halletmeye çalışarak var oluyor. (4.10.18)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:244 - 6 Ekim 2018  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?