Sinif Mucadelesi

50’nci yılında Mayıs-Haziran 1968

Pazartesi 9 Temmuz 2018

1968 yılı birçok ülkeyi sarsan öğrenci ayaklanmaları, Paris merkezindeki barikatlar, “cinsel devrim”, üniversitelerde ve eğitimde yapılan reformlar, gelenek ve göreneklerdeki değişimlerle bilinir.

1968 Baharı o kadar çok olaylara, öyle bir fikir kaynamasına sahne oldu ki, sadece bazılarıyla sınırlı kalıp anmak hatalı olur. Bu konuda daha geniş bilgi, Versus yayınlarında çıkan “Mayıs-Haziran 68” kitabında bulunuyor. Yine de şunun altını çizmek zorundayız: 1968 Mayıs-Haziran eylemlerinin işçi sınıfı içinde en fazla yankı bulduğu ülke Fransa olmuştu. Fransa’da haftalarca süren genel grev yaşandı.

Fransa’da genel grev
Mayıs ayından önce de gençlik arasında belirli kıpırdamalar olmuştu. Ancak esas dönüm noktası 10 Mayıs’ta, Paris’teki gençlik eylemlerine karşı polisin uyguladığı şiddet, sokaklarda, cafelerde, kısacası her yerde konuşulması oldu. Sendika yöneticileri, öğrenci temsilcileri ile görüşüp ortak bir eylem düzenlemek zorunda kaldı.

13 Mayıs’taki genel greve ve eylemlere kitlesel katılım oldu. Milyonlarca emekçi, ülke çapında örgütlenen yürüyüşlere katıldı. En çok atılın şiarlardan biri “bu daha başlangıç, mücadeleye devam” idi.

13 Mayısın hemen ardından bazı fabrikalardan işçiler, üretimi durdurup grevlere, eylemlere başladı. Grevlerin diğer fabrikalara yayılma eğilimini gören Fransız Komünist Partisi ve onun etkisi altındaki CGT sendikası, Haziran 1936 fabrika işgallerinde olduğu gibi, denetimin ellerinden kaçmasını engellemek için hemen seferber oldu.

17 Mayıs itibarıyla CGT bütün fabrikalarda grevi kendi denetimi altında tüm fabrikalara yaydı ve komiteler kurarak eylemdeki öğrenciler ile fabrikalardaki işçiler arasında bağ kurma olanaklarını engelledi.

Özellikle, fabrikalarda grev başlatıp işçileri evlerine göndererek, fabrika kapılarını kapatıp sendika temsilcilerinden ve Komünist Parti taraftarlarından oluşan komiteler oluşturup fabrikalarda eylemdeki işçilerin kendi öz örgütlerini kurmalarını engellemek için tedbirler aldılar.

Eylemlerin doruk noktasına çıktığı günlerde ülke çapındaki grevci işçi sayısı 10 milyonu aşmıştı. Yani 1936’daki grevci işçi sayısının üç katına çıkmıştı. Grev sadece büyük fabrikalarla sınırlı kalmadı. Küçük işyerlerine ve çok farklı iş kollarına da yayıldı. Artık tüm ülkede güç dengesi, işçi sınıfın leyhine değişmişti.

Ancak işçi sınıfının ortaya çıkan bu yeni durumu kendi çıkarları için sonuna kadar götürecek bir önderliği olmadığından, kesinlikle bir işçi sınıfı devrimi istemeyen, CGT ve Komünist Parti fiilen önderlik konumundaydı.

CGT yönetimi, Fransız burjuvazisiyle anlaşarak grevi bitirdi
Genel grev sürerken bir hükümet sözcüsü, 22 Mayıs’ta gizlice CGT yöneticileriyle görüşerek emekçilere belirli kırıntılar verip grevi bitirerek iş başı yapma pazarlıklarına başladı.

Haziran ayı başında, bazı kırıntılar alan CGT yöneticileri, hükümet temsilcileriyle birlikte tüm güçlerini seferber ederek işçi sınıfının mücadeleyi yarı yolda bırakıp iş başı yapmasını sağladılar.

Kazanılan haklar daha çok ücret zammına ilişkindi. Ancak burjuvazi, sonraki yıllarda bu zammı enflasyonu devreye sokarak geri aldı.

Mayıs-Haziran olaylarının benzerini işçi sınıfı Türkiye’de veya başka bir ülkede yaşayabilir. İşte bu nedenle işçi sınıfı devrimcileri geçmişten ders alıp şimdiden gereken hazırlıkları yapmalı.


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:241 - 6 Temmuz 2018  Site yaşamını izle Tarihten... Tarihten... Tarihten...   ?