Sinif Mucadelesi

Fransa’da seçimler: Gemi batıyor ama gösteri devam ediyor!

Pazar 4 Haziran 2017

Emmanuel Macron, başbakan olarak sağcı bir sayasetçi ve eski başbakan Juppe’ye çok yakın olan Havre kenti belediye başkanı E. Philippe’i atadı. Juppe’yi emekçiler çok iyi biliyor: 1995’te Chirac’ın başbakanı olan Juppe, emekçilerin emeklilik ve sosyal sigorta haklarına saldırmıştı. Ancak çok güçlü bir grev ve protesto yürüyüşleri ile karşılaşınca, “direneceğim” dese de geri adım atmak zorunda kalmıştı!

Şimdiye kadar bir sağ, bir sol sıra ile iktidara gelip patronların istediği işçi düşmanı siyasetler uyguladı. Şimdi bunu birlekte yapmaya karar vermiş görünüyorlar. E. Philippe, Macro’nun kararlaştırdığı siyaseti uygulayacak. Hedef, işçilerin haklarını koruyan İş Yasasını yok edip, patronların istedikleri gibi işçi çıkarması ve fabrikaları istedikleri gibi kapatabilmesinin önünü açmak. Ek olarak memur sayısını 120 bin azaltmayı dayatıyor. Bu hükümet, patronlarla iş birliği yaparak emek dünyasına karşı yürütülen savaşı arttıracak.

Medya, Napoleon Bonaparte’tan bu yana seçilen en genç başkana hayran... Bonaparte 1848 Haziran işçi sınıfı ayaklanmasının kanla bastırılmasının hemen ardından cumhurbaşkanı seçilmiş sonra da kendini imparator ilan etmişti.

Bonaparte, burjuvazinin genç ve dinamik bir döneminde iktidara gelmişti. Macron, kapitalizmin bunama aşamasında, mali balon ve bir türlü çözüm bulamadığı ekonomik kriz ortamında iktidara geldi.

İşsizliğin kitlesel boyuta tırmandığı, insanlar arası ilişkilerin bozulduğu, toplumsal hayatın kokuştuğu, savaş ortamının hakim olduğu ve terörizmin yayıldığı kapitalist çöküş, tüm dünyaya yayıldı. Kapitalizm, insanlığın sahip olduğu sınırsız bilimsel, teknik olanakları yozlaştırıp toplumu geriye götürüyor. Kapitalizmin toplumu felakete sürüklemesini engellemenin tek yolu, kapitalizme son vermek.

Macron’un seçilmesi, onun iktardan uzaklaştırdığı iki iktidar partisi temsilcileri tarafından da kutlandı. Aynı zamanda, Merkel’den Trump’a kadar dünyanın ileri gelen tüm “büyük temsilcileri” tarafından da kutlandı. Macron ayrıca, büyük patronların baş temsilcisi olan Gattaz tarafından da kutlandı.

Macron’un seçildiği akşam, borsaların hızla tırmanmasının nedeni, ilk turda da önde olması nedeniyle borsalarda süren yükseliştir.

Yenilik göz boyamadan ibaret

On, yirmi yıl, hatta daha uzun süredir televizyonlarda görülen siyasetçiler, Macron’u tebrik ederek şimdiden koltuk kapma yarışına girdi. Macron’un seçilmesi başarılı bir pazarlama operasyonu.

Macron’un en genç başkan seçilme operasyonu, bankaların ve başkanlık sarayı ekibinin başarısı. Macron gibi bir ürünün seçilmesi, aynı zamanda şansa da bağlı; sağ cephenin ve burjuvazinin kalbindeki sağcı aday Fillon yıpratılınca, meydan boş kaldı. Yine de Macron’un fırsatı değerlendirebilmesi büyük medya gruplarının, yani Dassault, Drahi, Bollore, Arnault, Lagardere gibi büyük patronların elindeki medya gruplarının desteği sayeside oldu.

20 milyon seçmen, yani oy kullananların %66’sı, Macron’a oy verdi. Diğer yandan seçimin iki turu arasında boş veya geçersiz oy kullanan seçmen sayısında büyük artış oldu (%21.3’ten %33.94’de fırladı).

Seçim başarısının abartılı kutlamaları, ikinci turda gerçek bir tercih olmaması gerçeğini göz ardı edemez. Tercih yapmayanlardaki artış bunu iyice gösteriyor. Kitlelerde biriken öfke yine de kendini ifade etti ama maalesef kötü bir şekilde. Çünkü Le Pen’e oy verilerek ifade edildi. Marine Le Pen, ikinci turda 10 milyondan fazla oy alarak, yani oylarını 3 milyondan fazla ek oy alarak arttırdı.

Ulusal Cephe’nin oluşturduğu tehdit

Marine Le Pen, Elysee sarayına yerleşemedi. Ancak aşırı sağcı bu adaya oy veren öfkeli kişiler, iş yerlerinde ve yoksul semtlerde var olmaya devam ediyor.

Emekçiler arasında önemli bir kesim, öfkesini ifade etmek için genetik olarak işçi sınıfı düşmanı, aşırı sağ adaya oy vermeyi tercih etti.

Durumun bu aşamaya gelmesinde Stalinci Komünist Parti ile sosyal demokrasinin büyük sorumluluğu var. İşçi sınıfı içerisindeki sınıf değerlerinin yok edilip yerine milliyetçi, yabancı düşmanı, ırkçı ve gerici fikirlerin yayılmasındaki sorumluluklarını da unutmayalım.

İşçi sınıfı hareketindeki bu gerileme seçim zemini ile sınırlı olsa da, yine de bir gerileme. Yine aynı şekilde, işçi sınıfının bir kısmının Ulusal Cephe (Fransa’da aşırı sağ parti) tehlikesine karşı tek çare olarak kendini Macron’un kucağına atması da bir sorun.

Macron’a olumlu gözle bakan medyanın bir kısmı, Macron’un fazla rahat bırakılmayacağına vurgu yapsa da bu gerçeklik değişmiyor. Yani Macron şimdiden, daha yeni Meclis oluşmadan, ileride alacağı acil önlemleri, meclise danışmadan, Kanun Hükmünde Kararnameler ile alacağını açıklaması bunu ortaya koyuyor. Macron’un acil olarak gördüğü kararlar arasında; işçilerin yaşam şartlarını kötüye götüren El Khomri yasaları geliştirilerek işçiler leyhine olan iş yasalarını ve toplu sözleşme olanaklarını kötüleştirecek, patronlar leyhine dönüştürecek.

Yeni saldırılar olacak

Macron, Hollane’dan farklı olarak, büyük patronların isteyeceği her şeyi yerine getirmeye hazır olduğunu gizleme itiyacını bile duymyor. Patronlar, işçi sınıfına karşı, tüm yoksullara karşı, saldırılarını devam ettirecek.

Yeni iktidar, önümüzdeki dönemde farklı siyasi çevre ve aygıtların çıkar kavgalarını ve ihtiraslarını fırsat bilerek, bu istikrarsızlık ortamında saldırılarını sürdürecek.

Gelinen durum, işçi sınıfı için çok büyük tehlikeler içeriyor ve olaylara bu açıdan bakıldığında, işçi sınıfının geç kaldığı görülüyor. Bu eksiklik, işçi sınıfının mücadeleci konumundaki gerilemeden kaynaklanmıyor. İşçi sınıfı, kaçınılmaz olarak mücadeleci konumuna yeniden kavuşacak, çünkü büyük burjuvazi ve onun hizmetindeki siyasi çevreler, başka bir seçenek bırakmıyor. Ancak, sosyal patlama olursa, yönetimi demagoglara teslim etmemeli, mücadeleyi çıkmaz sokağa götürmelerinden daha fecisi olamaz. Bu açıdan tehlike hem Melanchon ve hem de aşırı sağ taraftarlarından da gelebilir. Çünkü onlar, emekçileri korumacılık ve hatta daha da vahimi, yabancı kökenli emekçilere veya diğer ülkelerden gelen emekçilere karşı yönlendiriyor.

Sorun emekçilerin sadece maddi çıkarlarını savunmakla sınırlı değil. Esas sorun, siyasi çıkarları öne sürmek. Zaten ikisi bir birine bağlı. Çok uzun süredir işçi sınıfına ihanet eden önderler yerine sınıfın maddi ve siyasi çıkarlarını savunmaya kararlı yeni önderliklerin oluşmadığı ortada.

Devrimci parti gerekli

Gerçek bir programı, iradesi, isteği ve kabiliyeti olan bir parti inşasından daha acil bir görev olamaz. Çünkü siyasi sınıf bilinci hiçbir zaman havada, ayakları yere basmadan duramaz. Devrimci bir komünist parti tarafından gerçekleştirilir. İşçi sınıfının devrimci partiye ihtiyacı çok uzun zamandır var. Gecikme, işçi militanlarının yetişmesi ve eğitilmesi açısından zaman kaybı. Ekonomik krizin etkileriyle işçi kitlelerinin yoksulluğa sürüklenmesi, siyasi durumun istikrarsızlaşmasının getirdiği tehditler, aşırı sağın büyümesi gibi nedenlerden dolayı bu sorun, can alıcı bir hal aldı.

Sorun, iyimser veya kötümser olma sorunu değil. İşçi sınıfının dışında kalarak gözlem yapma sorunu da değil. Gerçeklerle yüzleşerek ne yapılması gerektiğini görmektir. Çünkü işçi sınıfının mücadelelerindeki büyüme, binlerce işçi militanın ve kadronun yetişip, mücadeleleri zafere götürme olanağı sunar. Bunun için işçi sınıfının geçmiş mücadelelerle oluşturduğu mirasa sahip çıkılmalı.

İşte bu sorun, milletvekili seçiminden çok daha önemli. Seçim, sadece bu hedefe giden yolda bir araç. İşte bu nedenden dolayı Lutte Ouvriere (İşçi Mücadelesi) hiçbir seçim pazarlığına katılmayacak ve tüm seçim bölgelerinde kendi adaylarını çıkaracak. İşçi sınıfının çıkarlarını savunanlara oy verme olanağını sunacak ve seçim sonrası oluşacak mecliste hiçbir çıkar gütmeyecek. Lutte Ouvriere’in seçimlerdeki amacı, komünizmi benimseyen harekete, büyük burjuvazinin toplum üzerindeki diktatörlüğüne karşı her seçimde mücadele olanaklarını sunmak.

Önümüzdeki dönemde inşa edilecek parti, sadece ve sadece işçi sınıfının vereceği küçük veya büyük, günlük mücadeleler sayesinde gerçekleşebilir. Seçimlerde komünist bir akımın varlığı, devrimci bayrağı yükseltip bir program önermeye yarar. LO (12.05.2017)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:228 2 Haziran 2017  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi’nin Sözü   ?