Sinif Mucadelesi

Erdoğan, ne duruma geldi?

Cuma 7 Nisan 2017
Erdoğan ve çevresi, 16 Nisan referandumuna karar verdiklerinde, “evet”in cepte keklik olduğunu sandı. Zaten 15 Temmuzdan sonra, durumu fırsat bilerek KHK ile hükmedip kendi yasalarını bile takmıyorlardı. Ancak bugünkü durumun bir sonu olacağını bildiklerinden, referandum yoluyla yeni bir Anayasa oluşturarak, kendilerini her koşulda güvence altına almak istiyorlar. Böylece KHK ile veya benzeri yasalarla hüküm sürecek, istedikleri bütçeyi oluşturacak, olağan üstü hal ilan edebilecek, başkan yardımcıları, yüksek devlet memurlarını, Anayasa Mahkemesinin üyelerinin yarısını ve başkalarını, istedikleri gibi atayabilecekler. Yani özcesi bazılarının söylediği gibi Erdoğan, yeni bir Padişah olacak! Ancak referandumle ilgili hesap çarşıya uymadı. TL’nin dolar ve avroya göre %25’lik değer kaybına uğramasının ardından emekçilerin, esnafın ve yoksulların ekonomik durumu bayağı sarsıldı. Özellikle, çoğunluğu şu güne kadar AKP’yi destekleyen küçük esnaf arasında, ekonomik sıkıntı ve iflaslar artıyor. Örneğin 850 bin nüfuslu Eskişehir’de 35 bin esnaftan, 17 bini iflas durumunda. Başka çarpıcı bir örnek İstanbul Kapalı Çarşıda 40 bin esnaftan 17 binden fazlası iflas etti ve birkaç bininin de yakında iflas edeceği söyleniyor. İşte bu duruma düşen esnaf hayır oyu vereceğini açıkça söylüyor. Kamuoyu araştırmalarının hep “hayır” çıkacağına vurgu yapmaları boşuna değil! Bu ortamda Erdoğan ve çevresi, kitlelere “evet” oyu kullanmaları için yararlı hiçbir ciddi şey öneremediği için tehdit üzerine tehdit savurup kitleleri korkutmak için baskı yoluyla sindirmeye ve ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyor. “Hayır” diyenler “FETÖ’cudur; PKK’lıdır; teröristir” tehditlerinden başka birşey bulunamadı. Kitlelere güçlü görünmek için tüm devlet olanaklarıyla “evet” propagadası dayatıyor. Bu amaçla, devlet kasasından, şimdiden 2 milyar liradan fazla harcama yaptılar. TV kanallarını, gazeteleri, farklı yayın organlarını yasaklayarak ve de devlet kanalları ile havuz medyası sayesinde bir basın tekeli kurdular. Biraz tepki gösteren gazeteciler işten atılıyor, hatta cezaevine atılıyor. 2.500’den fazla gazete çalışanı işten atıldı, 150’den fazlası cezaevlerinde. AKP hükümeti ve Erdoğan, ülke içinden umudu kesmiş olmalı ki Avrupa’da yaşayan vatandaşların oyları sayesinde durumu kurtarabileceğini sandı ve Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde oy toplamak istediler ama olmadı! 15 Temmuz'dan bu yana 120 binden fazla kişi işten atıldı, 100 binden fazla kişi tutuklandı, 40 binden fazla insan cezaevlerine atıldı. Genel-İş, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana başta Diyarbakır, Van, Mardin, Ağrı, Urfa, Şırnak, Dersim, Mersin, Erzurum gibi kentlerden, KHK ile 1.500 üyesinin işten atıldığını açıkladı. Tamamen keyfi olan bu uygulamanın amacı hem hakkını arayan emekçilere hem de Kürt halkına gözdağı vererek. İşten atmalar o kadar keyfi ki, Nusaybin Belediyesinde çalışırken vefat eden Mehmet Kargı isimli işçi 667 sayılı KHK ile ihraç edildi, Batman Belediyesinde çalışıp emekli olmuş iki işçi de işten atıldı! Daha on binlerce FETÖ’nün bulunduğu söylenip, neredeyse her hafta onlarca kişi FETÖ’cu, PKK’lı diye tutuklanmaya, işten atılmaya devam ediyor. HDP ve solcu çevrelerden, bazı HDP milletvekilleri dahil, 10 binden fazla kişi tutuklandı ve şu anda 3 binden fazlası cezaevlerinde. Bazı önemli kentler dahil 104 belediye başakanı görevden alındı ve yerlerine kayyum atandı. Artık 80 belediye direk devlet tarafından yönetiliyor. Son zamanlarda, adi suçlardan cezaevinde yatan ve 10 yıldan az cezası olanların bir “af yasası” ile serbest bırakılması gündeme geldi. Böylece şu anda cezaevlerinde bulunan 190 bin hükümlünün 100 bini serbest bırakılarak, yer açılması söz konsu! AKP çereleri, “evet” çıkmazsa “iç savaş” çıkar gibi tehditlerle kararsız seçmenlerin, en azından bir kısmını evet vermeye zorlamak istiyor. Bazı AKP il başkanları, bunu açıkça ifade etti. Ankara belediye başkanı Melih Gökçek “şu anda 400 bin genç silahlanmış durumda, eğer evet çıkmazsa kötü olur” deyip iç savaş tehdidi yaptı. AKP ve Erdoğan’a hatlerini bildirmek için “hayır” oyu kullanılır. Ancak sonuç ne olursa olsan, emekçiler ve yoksullar için krizin bedelini ödeme durumu değişmeyecek. Yeni bir hükümet, hayallerine kapılmadan emekçiler olarak, üretimden gelen gücümüzü kullanıp kendi sınıf çıkarlarımızı savunmak için şimdiden kafa yorup gerekli hazırlıkları yapmalıyız. (04.04.2017)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2017  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 226 - 7 Nisan 2017  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?