Sinif Mucadelesi

22 Temmuz 1974 Kıbrıs Savaşı

Cumartesi 9 Ağustos 2008

Temmuz 1974’te Yunanistan’daki askeri cunta iktidarı iyice yıprandığı için itibar kazanmak amacıyla Kıbrıs’ta fazla hoşlanmadığı Başpiskopos Makarios Hükümeti’ni general Grivas’ın öncülüğündeki askeri bir darbe ile devirmişti. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Makarios Hükümeti’nin devrilmesine rağmen Kıbrıs Rum Komünist Partisi (AKEL) öncülüğünde bir direniş örgütlendi. Ve Kıbrıs’ın Sovyetler Birliği’nin etkisi alanına geçme olasılığı çıktı (Küba’da olduğu gibi). İşte bu şartlarda 1966’da Türk ordusuna Kıbrıs’a "Türkleri kurtarmak için" izin vermeyen NATO orduları sorumlusu ABD (Johson’un İsmet İnönü’ye yazdığı ünlü mektup), bu defa ne hikmetse izin verdi. Böylece Kıbrıs’ın kuzeyi, önceden hazırlanan bir plan çerçevesinde Türk ordusunun denetimi altına geçti. Güney ise, Rumların bölgesi olarak kaldı. O günden bu yana, bu fiili durum devam ediyor. Son yıllarda iki taraf arasında açılan birkaç geçiş kapısı dışında.

Rum tarafı resmi devlet sıfatıyla Avrupa Birliği’ne alındı. Kuzey’de oluşturulan KKTC, halen Birleşmiş Milletler tarafından tanınmıyor.

Rum tarafı Yunanistan’ın etkisi ve askeri desteği altında olsa da, KKTC’ye göre biraz daha serbest davranma özelliğine sahip. KKTC ise tamamen Türk ordusu ve fiilen Türk devleti idaresi altında. Hatta memurların ödeneği bile Türkiye tarafından karşılanıyor.

Geçen yıldan bu yana, daha doğrusu KKTC’deki eski Komünist Parti olan CTP’nin iktidara gelmesinden sonra; CTP’li Mehmet Ali Talat cumhurbaşkanı ve yine CTP’li Ferdi Soyer başbakan ve Rum tarafında Komünist Parti AKEL’in iktidara gelmesinden sonra (AKEL’in yöneticisi Hristofyas, Kıbrıs Cumhuriyeti cumhurbaşkanıdır) ortaya yeni bir durum çıktı. Kıbrıs’ın yeniden bir federal devlet çatısı altında birleşmesi gündeme geldi.

İşte bu ortamda Başbakan Erdoğan, önemli sekiz bakan ve büyük bir heyet ile KKTC’ye 22 Temmuz kutlamalarından iki gün önce önemli bir ziyarette bulundu. Resmi açıklamalar, pazarlıklar ve gövde gösterileri bir tarafa bırakılırsa şimdiye kadar Türkiye ve KKTC hükümetlerinin "çözümsüzlük çözümdür", "kan döküp aldık, masada bir karış toprak bile vermeyiz" sözlerinin dışına çıkılıp artık "çözüm arayışları" süreci başladı. Bu nedenle Talat ile Hristofyas defalarca görüştü ve hatta "Kıbrıs’ta kapsamlı çözüme ulaşmak için müzakere tarihinde uzlaştığı" belirtilip 3 Eylül tarihi açıklandı.

Aslında bu aşamaya nasıl gelindiğini anlamak için dünyadaki son gelişmeleri de göz önünde bulundurmalıyız. Özellikle geçen yıl başlayan emlak ve borsa krizinden sonra dünya ekonomisi iyice sarsıldı ve geçen aylarda açlık isyanlarından sonra da ABD ve bazı Avrupa Birliği ülkeleri Türkiye’de gelişebilecek bir istikrarsızlığın Ortadoğu’da ve hatta daha geniş bir alanda büyük patlamalara yol açabileceğinden korkuyorlar. Bu nedenle Türkiye’yi bu defa daha ciddi bir şekilde Avrupa Birliği’ne, belirli şartlarla da olsa almak istiyorlar. Ama küçücük bir ada olan Kıbrıs’ta sınırlar ile bölünmüşlük her türlü mantığa ters düşüyor. Özce Kıbrıs şekilsel olsa da birleşmeden Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olabilmesi olanaksız görülüyor. İşte KKTC’de Talat’ın ve güneyde Hristofyas’ın iktidara getirilmeleri bu çerçevede oldu.

Son gelişmeler, tüm sorunların olmasa bile bazı önemli sorunların çözülüp Kıbrıs’ta Belçika tipine benzeyen bir devletin oluşturulması girişimleri var. Bu ortamda böyle bir çözüm kolay olmasa da, imkansız gibi görünmüyor.

Sınırlar kaldırılıp Kıbrıs yeniden ortak bir Rum-Türk federe devlet çatısı altında birleşse de, Kıbrıs’taki üç önemli İngiliz askeri üssü, Türk ve Yunan ordusunun önemli askeri üsleri varlıklarını sürdürecek. Bu üsler, hem Kıbrıs’taki kitlelere hem de Ortadoğu’daki halklara karşı sürekli bir tehdit unsuru.

Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta emekçiler iktidara gelmeden Kıbrıs’ta "adil", özellikle de emekçiler için "adil" bir çözüm beklemek büyük bir saflık olur.


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv 2008  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 122 - 3 Ağustos 2008  Site yaşamını izle Anma… Anma… Anma   ?